Kasten yaralama suçu, günlük hayatta kavga, darp, yumruk atma, tokat atma, bıçakla yaralama veya başka bir kişiye fiziksel zarar verme şeklinde ortaya çıkabilen ve uygulamada en sık karşılaşılan ceza hukuku uyuşmazlıklarından biridir. Bununla birlikte bir kişinin yaralanması, her olayda aynı suçun ve aynı cezanın uygulanacağı anlamına gelmez.
Yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığı, eylemin silahla gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, mağdurun kim olduğu, kemik kırığı veya çıkığı meydana gelip gelmediği, mağdurun hayati tehlike geçirip geçirmediği ve yaralanmanın kalıcı bir etkiye yol açıp açmadığı verilecek cezanın belirlenmesinde doğrudan önem taşır.
Kasten yaralama suçu temel olarak Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesinde, yaralama sonucunda daha ağır neticelerin meydana geldiği durumlar ise TCK'nın 87. maddesinde düzenlenmiştir. 2025 yılında yapılan değişikliklerle birlikte kasten yaralama suçunun bazı cezaları artırılmıştır. Bu nedenle özellikle eski tarihli internet içeriklerinde yer alan ceza miktarları güncel olmayabilir.
Bu yazıda kasten yaralama suçu ve cezası 2026 yılı itibarıyla; basit yaralama, silahla yaralama, bıçakla yaralama, kemik kırığı, yüzde sabit iz, hayati tehlike, şikâyet, uzlaştırma ve yargılama süreci yönünden ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
Kasten yaralama suçu, bir kişinin bilerek ve isteyerek başka bir kişinin vücuduna acı vermesi veya onun sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmasıdır.
Suçun oluşabilmesi için mağdurun mutlaka ağır şekilde yaralanması gerekmez. Bir kişiye vurmak, tokat atmak, yumruk atmak, tekmelemek veya fiziksel müdahale sonucunda vücudunda acı meydana getirmek de olayın özelliklerine göre kasten yaralama suçunu oluşturabilir.
Burada önemli olan failin davranışının ve meydana gelen sonucun birlikte değerlendirilmesidir. Örneğin taraflar arasında çıkan bir tartışmada bir kişinin diğerine tek yumruk vurması ile mağdurun bıçakla hayati bölgesinden yaralanması aynı hukuki sonuçları doğurmaz.
Ayrıca eylemin şekline ve hedef alınan vücut bölgesine göre olayın kasten yaralama mı yoksa kasten öldürmeye teşebbüs mü olduğu da tartışma konusu olabilir. Kullanılan araç, darbenin şiddeti, darbe sayısı, hedef alınan bölge, olay öncesindeki söz ve davranışlar ile failin eylemini kendiliğinden sonlandırıp sonlandırmadığı bu ayrım yapılırken önem taşır.
2026 yılı itibarıyla TCK 86/1 kapsamında temel kasten yaralama suçunun cezası 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.
Bu düzenleme, basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte olan ancak TCK 87 kapsamında daha ağır bir netice meydana getirmeyen temel yaralama fiilleri bakımından uygulanır.
Mahkeme yalnızca yaralanmanın varlığına bakarak ceza belirlemez. Failin kastının yoğunluğu, suçun işleniş şekli, kullanılan araç, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gibi TCK'nın cezanın belirlenmesine ilişkin hükümleri de değerlendirilir.
Kasten yaralama eyleminin mağdur üzerindeki etkisi oldukça hafifse ve meydana gelen yaralanma basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde ise TCK 86/2 gündeme gelir.
2026 yılı itibarıyla bu durumda verilebilecek ceza 6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezasıdır.
Suçun kadına karşı işlenmesi halinde ise hapis cezasının alt sınırı 9 aydan az olamaz.
Bir yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceğine tarafların kendi beyanlarıyla karar verilmez. Bu konuda özellikle hastane ve Adli Tıp raporları önemlidir. Uygulamada sık kullanılan “BTM ile giderilebilir” ifadesi de buradan gelmektedir.
Örneğin olayın özelliklerine göre hafif kızarıklık, yüzeysel sıyrık veya ciddi olmayan bazı yumuşak doku yaralanmaları bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak her yaralanma kendi tıbbi bulgularına göre incelenmelidir.
TCK 86/3 bazı kişilere karşı veya belirli yöntemlerle gerçekleştirilen kasten yaralama eylemlerini daha ağır yaptırıma bağlamıştır.
Kasten yaralama suçunun;
işlenmesi halinde suçun nitelikli hali gündeme gelir.
Bu hallerde kural olarak temel ceza yarı oranında artırılır. Suçun canavarca hisle işlenmesi durumunda ise artırım daha ağırdır ve ceza bir kat artırılır.
TCK 86/3 kapsamındaki nitelikli hallerde soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için mağdurun şikâyeti aranmaz.
Kasten yaralama suçunun silahla işlenmesi TCK 86/3 kapsamında nitelikli haldir ve belirlenecek ceza yarı oranında artırılır.
Ceza hukuku bakımından silah kavramı yalnızca ateşli silahlardan ibaret değildir. Olayda kullanılan bıçak, sopa veya saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli başka bazı araçlar da somut olayın özelliklerine göre TCK anlamında silah kabul edilebilir.
Dolayısıyla bıçakla yaralama cezası hesaplanırken yalnızca temel yaralama suçuna ilişkin ceza uygulanmaz. Öncelikle yaralanmanın niteliği belirlenir, daha sonra silahla işleme nedeniyle nitelikli hal artırımı yapılır. Eğer bıçaklama sonucunda mağdurun yaşamı tehlikeye girmiş veya organlarında kalıcı zarar meydana gelmişse TCK 87 hükümleri de ayrıca uygulanabilir.
Bıçakla gerçekleştirilen her eylemin otomatik olarak kasten yaralama olarak değerlendirilmesi de doğru değildir. Özellikle göğüs, karın, boyun gibi hayati bölgelere yönelik ve öldürmeye elverişli nitelikteki saldırılarda failin kastının öldürmeye yönelik olup olmadığı ayrıca incelenir.
Eşe veya boşanılan eşe karşı kasten yaralama TCK 86/3 kapsamında nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Bu durumda şikâyet aranmaksızın soruşturma yapılabilir ve temel ceza artırılır.
Bunun yanında basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikteki bir yaralamanın kadına karşı gerçekleştirilmesi halinde de kanun ayrıca cezanın alt sınırını yükseltmiştir.
Özellikle aile içi şiddet niteliğindeki olaylarda ceza soruşturmasının yanında 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme veya mağdura yaklaşmama gibi koruyucu ve önleyici tedbirler de gündeme gelebilir.
Kavga ve darp dosyalarında cezanın önemli ölçüde değişmesine neden olan durumlardan biri kemik kırığı veya çıkığıdır.
TCK 87/3 uyarınca kasten yaralama sonucunda mağdurun vücudunda kemik kırılması veya çıkığı meydana gelirse, TCK 86'ya göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın kişinin hayat fonksiyonları üzerindeki etkisine göre yarısına kadar artırılabilir.
Bu nedenle “kemik kırıldıysa şu kadar yıl ceza alınır” şeklinde herkes için geçerli tek bir rakam vermek mümkün değildir.
Adli raporda kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi ayrıca değerlendirilir. Kırığın yeri, niteliği ve vücut fonksiyonları üzerindeki etkisi ceza tayininde önem taşır.
Örneğin burun kemiği, kaburga, çene veya kol kemiği kırıkları aynı şekilde değerlendirilmek zorunda değildir. Ceza mahkemesi tıbbi değerlendirmeyi esas alarak ilgili artırım oranını belirler.
Bazı yaralama fiilleri mağdurda geçici bir acı veya sağlık bozukluğundan daha ağır sonuçlara neden olabilir. TCK 87 bu durumları neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama başlığı altında düzenlemektedir.
Yaralanma sonucunda mağdurun bir duyu veya organının işlevinde sürekli bir zayıflama meydana gelmişse TCK 87/1 uygulanabilir. Buradaki sürekli zayıflama ile organın tamamen işlevini kaybetmesi birbirinden farklıdır. Tam kayıp daha ağır bir yaptırıma tabidir.
Yaralama sonucunda mağdurun konuşmasının kalıcı biçimde zorlaşması da ağırlaştırıcı neticeler arasındadır.
Uygulamada en çok tartışılan konulardan biri yüzde sabit iz oluşmasıdır. Yüz bölgesinde meydana gelen her yara otomatik olarak yüzde sabit iz sayılmaz.
İzin belirli bir süre geçtikten sonra kalıcı hale gelip gelmediğinin tıbben değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle soruşturma veya yargılama sırasında belirli bir süre geçtikten sonra yeniden muayene yapılması gündeme gelebilir.
Yaralama fiilinin mağdurun yaşamını tehlikeye sokması da TCK 87/1 kapsamındadır. Burada mağdurun mutlaka yoğun bakımda günlerce kalması gibi bir şart bulunmamaktadır. Yaralanmanın tıbben yaşamı tehlikeye sokan nitelikte olup olmadığı değerlendirilir.
TCK 87/1 kapsamındaki sonuçlardan birinin meydana gelmesi halinde TCK 86'ya göre belirlenen ceza bir kat artırılır. 2026 yılı itibarıyla uygulanacak kanuni alt sınırlar da ayrıca dikkate alınır.
Yaralama sonucunda bir duyu veya organın fonksiyonunun tamamen kaybedilmesi, yalnızca zayıflamasına göre çok daha ağır bir neticedir. Bu durumda TCK 87/2 gündeme gelir.
Aynı kapsamda;
gibi sonuçlar da daha ağır yaptırıma bağlanmıştır.
Bu hallerde TCK 86'ya göre belirlenecek ceza iki kat artırılır.
Failin kastı yaralamaya yönelik olmasına rağmen yaralama sonucunda mağdur hayatını kaybedebilir. Bu durumda olayın hukuki niteliği son derece dikkatli belirlenmelidir.
TCK 87/4 kapsamında kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesi halinde, temel yaralamanın TCK 86/1 kapsamında olması durumunda 10 yıldan 14 yıla kadar; TCK 86/3 kapsamındaki nitelikli hallerden birinin bulunması durumunda ise 14 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası gündeme gelebilir.
Ancak burada en kritik husus failin kastıdır. Fail gerçekte mağduru öldürme kastıyla hareket etmişse olay kasten yaralama sonucu ölüm olarak değil, şartlarına göre kasten öldürme veya kasten öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilebilir.
Örneğin kullanılan silah, darbe sayısı, darbenin yöneldiği bölge, taraflar arasındaki husumet ve saldırının sona erme biçimi kastın belirlenmesinde önem taşır.
Evet. Bir kişiye yumruk veya tokat atılması, mağdurun vücuduna acı vermesi halinde kasten yaralama suçunu oluşturabilir.
Uygulanacak ceza meydana gelen yaralanmaya göre değişir. Yaralanma basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikteyse TCK 86/2; daha ağır bir yaralanma varsa TCK 86/1 veya şartları mevcutsa TCK 87 uygulanabilir.
Örneğin atılan yumruk sonucunda mağdurun çene veya burun kemiğinin kırılması halinde yalnızca “tek yumruk atıldı” denilerek olay basit yaralama olarak değerlendirilemez. Meydana gelen kemik kırığı nedeniyle TCK 87/3 hükümleri de dikkate alınır.
Bir kişinin kendisine veya başkasına yönelmiş haksız bir saldırıyı, saldırıyla orantılı biçimde engellemek amacıyla karşılık vermesi halinde meşru savunma gündeme gelebilir.
Meşru müdafaanın şartlarının bulunması halinde kişiye ceza verilmez. Ancak her karşılıklı kavga meşru müdafaa değildir.
Saldırının devam edip etmediği, ilk haksız hareketin kimden geldiği, savunmanın zorunlu olup olmadığı ve kullanılan güç ile saldırı arasındaki orantı değerlendirilir.
Örneğin saldırı sona erdikten sonra saldırgana karşı gerçekleştirilen intikam niteliğindeki eylemler kural olarak meşru savunma kapsamında değerlendirilmez.
Haksız bir fiilin meydana getirdiği öfke veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlenmesi halinde TCK 29 kapsamında haksız tahrik indirimi gündeme gelebilir.
Haksız tahrik ile meşru müdafaa birbirinden farklı kavramlardır. Meşru müdafaa şartlarının bulunması halinde fail hakkında ceza verilmemesi mümkünken, haksız tahrikte suç oluşur fakat belirlenen cezada indirim yapılır.
Kavga dosyalarında tarafların olaydan hemen önceki davranışları, hakaret veya saldırı iddiaları, kamera görüntüleri ve tanık ifadeleri bu nedenle büyük önem taşır.
Kasten yaralama suçunun şikâyete tabi olup olmadığı yaralamanın niteliğine göre değişmektedir.
TCK 86/2 kapsamında basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralama kural olarak mağdurun şikâyetine bağlıdır.
Buna karşılık TCK 86/1 kapsamında kalan kasten yaralama ve TCK 86/3 kapsamındaki nitelikli haller bakımından soruşturmanın yürütülmesi mağdurun şikâyetine bağlı değildir.
Özellikle silahla yaralama, eşe veya boşanılan eşe karşı yaralama gibi TCK 86/3 kapsamındaki suçlarda mağdur daha sonra şikâyetinden vazgeçse bile kamu davasının yalnızca bu nedenle sona ermesi söz konusu olmayabilir.
Bu nedenle halk arasında kullanılan “şikâyetimi geri çekersem dosya kapanır” düşüncesi her kasten yaralama dosyası bakımından doğru değildir.
Kasten yaralamanın bazı halleri uzlaştırma kapsamındadır.
CMK 253 uyarınca TCK 86'nın üçüncü fıkrası dışındaki belirli kasten yaralama suçları uzlaştırma kapsamında değerlendirilebilir. Buna karşılık TCK 86/3 kapsamındaki nitelikli yaralama halleri uzlaştırma kapsamında değildir.
Uzlaştırma sonucunda tarafların anlaşması, dosyanın bulunduğu aşamaya ve edimin yerine getirilmesine göre ceza soruşturması veya kovuşturması üzerinde önemli hukuki sonuçlar doğurabilir.
Somut olayda uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı suçun hangi fıkraya girdiğinin belirlenmesinden sonra değerlendirilmelidir.
Kasten yaralama dosyalarında yalnızca tarafların ifadeleri değil, olayın tamamını ortaya koyabilecek bütün hukuka uygun deliller birlikte değerlendirilir.
Başlıca deliller şunlardır:
Özellikle kamera kayıtları bulunan olaylarda kayıtların silinme süresi dikkate alınarak gecikmeden muhafaza altına alınmasının talep edilmesi önemlidir.
Kasten yaralama suçlarında adli rapor, suçun hukuki niteliğinin belirlenmesinde en önemli delillerden biridir.
Raporda yaralanmanın;
gibi hususlar değerlendirilir.
İlk hastane raporunun her zaman nihai rapor olması gerekmez. Özellikle yüzde sabit iz, organ fonksiyon kaybı veya yaralanmanın kalıcı etkileri bakımından belirli bir iyileşme süresinin ardından kesin rapor alınması gerekebilir.
Kasten yaralama suçundan yürütülen bir soruşturmada tutuklama kararı verilmesi teorik olarak mümkündür; ancak tutuklama otomatik bir sonuç değildir.
Tutuklama bir tedbirdir ve bunun için CMK'da aranan şartların bulunması gerekir. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanında kaçma, saklanma, delilleri yok etme veya tanık ve mağdur üzerinde baskı oluşturma gibi bir tutuklama nedeninin bulunup bulunmadığı değerlendirilir.
Suçun niteliği, meydana gelen yaralanmanın ağırlığı, kullanılan araç ve dosyanın diğer özellikleri de değerlendirmede önem taşıyabilir.
Tutuklama yerine şartları varsa adli kontrol tedbirleri de uygulanabilir.
Kasten yaralama suçlarının önemli bir bölümünde görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.
Bununla birlikte meydana gelen netice ve suçun hukuki niteliği görevli mahkemenin belirlenmesini değiştirebilir. Özellikle kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelen dosyalar veya eylemin kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesinin söz konusu olduğu olaylarda Ağır Ceza Mahkemesinin görevi gündeme gelebilir.
Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Kasten yaralama nedeniyle mahkûmiyet halinde hükmün nasıl sonuç doğuracağı yalnızca suçun adına bakılarak belirlenemez. Sonuç cezanın miktarı, sanığın adli sicil durumu ve kanunda öngörülen diğer şartlar birlikte değerlendirilir.
Özellikle TCK 86/2 kapsamında kanun doğrudan hapis cezasına alternatif olarak adli para cezası öngörmektedir.
Diğer yaralama hallerinde ise sonuç ceza üzerinden kısa süreli hapis cezasına ilişkin seçenek yaptırımlar, cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gibi kurumların şartlarının oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle “kasten yaralamadan kesin cezaevine girilir” veya “yaralama suçunda her zaman para cezası verilir” şeklindeki genellemeler hukuken doğru değildir.
Darp sonucu meydana gelen yaralanmanın niteliğine göre ceza değişir. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralamalarda TCK 86/2, daha ağır yaralanmalarda TCK 86/1 ve sonuç ağırlaşmışsa TCK 87 uygulanabilir.
Evet. Tek bir yumruk dahi mağdurun vücuduna acı vermiş veya sağlığını bozmuşsa kasten yaralama suçunu oluşturabilir. Yumruk sonucu kemik kırılması veya hayati tehlike meydana gelmesi halinde ceza ağırlaşabilir.
Tokat atılması da koşullarına göre kasten yaralama suçunu oluşturabilir. Meydana gelen etkinin niteliği ve adli rapor uygulanacak hüküm bakımından önemlidir.
Bıçakla yaralama kural olarak silahla işlenmiş kasten yaralama kapsamında değerlendirilir ve temel ceza artırılır. Ancak kesin ceza; yaranın niteliğine, hayati tehlike bulunup bulunmadığına, kemik veya organ hasarına ve failin kastına göre değişir.
Evet. Kasten yaralama sonucunda kemik kırığı veya çıkığı oluşması halinde TCK 87/3 gereğince temel cezada, bunun hayat fonksiyonlarına etkisine göre yarısına kadar artırım yapılabilir.
Burun kırığı bulunan olaylarda adli raporda kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi değerlendirilir. TCK 86 kapsamında belirlenen ceza üzerine TCK 87/3 hükümleri uygulanabilir. Bu nedenle yalnızca “burun kırıldı” bilgisinden kesin bir ceza miktarı hesaplamak mümkün değildir.
Her zaman değil. TCK 86/2 kapsamındaki şikâyete bağlı yaralama ile resen soruşturulan yaralama halleri birbirinden ayrılmalıdır. Özellikle silahla, eşe, boşanılan eşe veya kanunda belirtilen diğer kişilere karşı gerçekleştirilen nitelikli yaralamalarda şikâyetten vazgeçme tek başına davayı sona erdirmez.
TCK 86'nın üçüncü fıkrası dışındaki bazı kasten yaralama halleri uzlaştırma kapsamındadır. Nitelikli hallerde ise uzlaştırma uygulanmaz. Dosyanın tam hukuki niteliği belirlenmeden uzlaşma konusunda kesin değerlendirme yapılmamalıdır.
Evet. Karşılıklı kavgalarda her iki tarafın da hem müşteki hem şüpheli veya sanık sıfatıyla dosyada yer alması mümkündür. Hangi tarafın hangi eylemi gerçekleştirdiği ve yaralanmalar ayrı ayrı değerlendirilir.
Evet. Kamera kayıtları saldırıyı kimin başlattığının, olayın nasıl gerçekleştiğinin, meşru müdafaa iddiasının ve tarafların eylemlerinin belirlenmesinde son derece önemli olabilir. Bu nedenle mevcut kayıtların zamanında talep edilmesi gerekir.
Kasten yaralama soruşturma ve davaları dışarıdan bakıldığında yalnızca “kavga” veya “darp” dosyası gibi görülebilir. Oysa adli rapordaki tek bir tespit dahi uygulanacak kanun maddesini ve sonuç cezayı önemli ölçüde değiştirebilir.
Basit tıbbi müdahale, kemik kırığı, hayati tehlike, yüzde sabit iz, organ fonksiyon kaybı, silah kullanılması veya mağdurun faille yakınlık ilişkisi gibi unsurlar ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Ayrıca suç vasfının doğru belirlenmesi yalnızca ceza miktarı açısından değil; şikâyet, uzlaştırma, görevli mahkeme, tutuklama tedbirleri ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından da sonuç doğurur.
Kasten yaralama nedeniyle hakkında soruşturma veya ceza davası yürütülen kişinin dosyadaki adli raporları, kamera kayıtlarını, tanık anlatımlarını ve diğer delilleri birlikte değerlendirmesi; mağdur açısından ise delillerin zamanında dosyaya kazandırılması önemlidir.
Ceza yargılamasında her dosyanın şartları farklı olduğundan, özellikle ağır yaralanma, silahla yaralama, kemik kırığı veya kasten öldürmeye teşebbüs ile kasten yaralama ayrımının tartışıldığı olaylarda somut dosya üzerinden hukuki değerlendirme yapılması gerekir.
Avukat İbrahim Özsoy tarafından ceza hukuku kapsamında kasten yaralama, silahla yaralama, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ve diğer ceza davalarına ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunulmaktadır.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olayın özellikleri farklı olduğundan, burada yer alan açıklamalar doğrudan hukuki görüş veya sonuç garantisi niteliğinde değildir.
