Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.
16 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edilen düzenleme; ceza hukuku, hukuk yargılaması, icra ve iflas hukuku, idari yargı, tazminat davaları, kanuni faiz, miras kalan taşınmazların satışı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi birçok alanda önemli değişiklikler getirdi.
12. Yargı Paketi, genel af veya bütün hükümlüleri kapsayan toplu bir infaz indirimi düzenlemesi değildir. Paketin temel amacı, yargılamaların daha etkin yürütülmesi, uygulamada ortaya çıkan sorunların giderilmesi ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında oluşan hukuki boşlukların doldurulmasıdır.
7589 sayılı Kanun’un büyük bölümü, Resmî Gazete’de yayımlandığı 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Ancak kanunun bazı hükümleri bakımından farklı yürürlük tarihleri belirlenmiştir. Bu nedenle düzenlemenin somut bir soruşturma, ceza davası, hukuk davası, icra takibi veya idari dava bakımından uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilirken ilgili maddenin yürürlük tarihi ayrıca incelenmelidir.
Özellikle devam eden davalarda yalnızca kanunun yayımlanmış olması yeterli değildir. Uyuşmazlığın tarihi, davanın hangi aşamada bulunduğu, kararın kesinleşip kesinleşmediği ve kanunda yer alan geçiş hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
12. Yargı Paketi ile genel af çıkarılmamıştır. Kesinleşmiş mahkûmiyetlerin toplu olarak ortadan kaldırılması, bütün hükümlülerin tahliye edilmesi veya tüm cezaların belirli bir oranda indirilmesi yönünde bir düzenleme bulunmamaktadır.
Paket kapsamında bütün hükümlülere uygulanacak genel bir denetimli serbestlik süresi uzatması da yapılmamıştır.
Bir hükümlünün ceza infaz kurumunda kalacağı süre belirlenirken şu hususlar birlikte değerlendirilir:
Bu nedenle yalnızca toplam ceza miktarı üzerinden infaz hesabı yapılması doğru sonuç vermeyebilir.
12. Yargı Paketi’nin ceza hukuku bakımından en dikkat çekici düzenlemelerinden biri, Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin hükümlerinde yapılan değişikliktir.
Yeni düzenlemeye göre dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca banka hesabı, ödeme aracı veya hesap bilgilerini kullandırmakla sınırlı kalan kişinin cezasında belirli şartlar altında yarı oranında indirim yapılabilecektir.
Düzenleme kapsamında değerlendirilebilecek fiiller şunlardır:
İndirimin uygulanabilmesi için failin dolandırıcılık suçuna katılımının yalnızca bu araç veya bilgileri başkasına vermekle sınırlı kalması gerekir. Kişinin suçun planlanması, mağdurun yönlendirilmesi veya paranın dağıtılması gibi başka aşamalara katılması hâlinde indirim uygulanmayabilir.
Hayır. Yeni düzenleme, banka hesabını veya IBAN bilgisini kullandıran herkes için otomatik bir ceza indirimi getirmemektedir.
Kişinin aşağıdaki fiillere katıldığının tespit edilmesi durumunda suça iştirakinin yalnızca hesap kullandırmaktan ibaret olmadığı kabul edilebilir:
Mahkeme tarafından yalnızca banka hesabının kullanılmış olması değil, kişinin kastı ve suçun tamamındaki rolü de değerlendirilecektir.
Bu incelemede banka hesap hareketleri, para transferlerinin zamanı, HTS kayıtları, telefon incelemeleri, mesajlaşmalar, IP kayıtları, elde edilen menfaat ve diğer şüphelilerle kurulan bağlantılar önem taşır.
Yeni düzenlemenin kesinleşmiş bir mahkûmiyet bakımından hükümlü lehine olması hâlinde uyarlama yargılaması gündeme gelebilir.
Ancak yalnızca mahkûmiyet kararında banka hesabının kullanıldığının belirtilmesi yeterli değildir. Hükümlünün dolandırıcılık suçuna katılım biçimi, mağdurla iletişim kurup kurmadığı, para hareketlerini yönetip yönetmediği ve suçtan elde ettiği menfaat incelenmelidir.
Eski ve yeni düzenlemenin bütün sonuçları birlikte karşılaştırılarak hangi hükmün sanık veya hükümlü lehine olduğu belirlenmelidir.
12. Yargı Paketi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri yeniden düzenlenmiştir.
Sanık hakkında hükmedilen cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası olması hâlinde mahkeme, diğer şartların da bulunması durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir.
HAGB kararı verilebilmesi için kural olarak şu şartlar aranır:
Zararın derhâl giderilemediği durumlarda, zararın denetim süresi içerisinde taksitler hâlinde tamamen ödenmesi şartıyla da HAGB kararı verilebilmesi mümkündür.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık, kural olarak beş yıl süreyle denetime tabi tutulur.
Denetim süresi içerisinde kasıtlı yeni bir suç işlenmemesi ve belirlenen yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.
Kişinin denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlemesi veya yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde ise mahkeme hükmü açıklayabilir.
Yeni düzenlemeyle HAGB kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolu yeniden ele alınmıştır. Kararın usul ve esas yönünden hukuka uygunluğu, ilgili kanun yolu mercii tarafından incelenebilecektir.
HAGB kararına karşı başvuru yapılırken yalnızca HAGB şartlarının değil, mahkûmiyet hükmünün dayandığı delillerin, suç vasfının ve cezanın belirlenmesinin de ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerekir.
12. Yargı Paketi ile kaçak sanıkların yargılanmasına ilişkin hükümler de yeniden düzenlenmiştir.
Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak sanığın mahkeme tarafından sorgusu yapılmamışsa hakkında mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi mümkün olmayacaktır.
Sanığın kollukta veya Cumhuriyet savcılığında ifade vermiş olması, mahkeme huzurunda yapılması gereken sorgunun yerine geçmez.
Mahkemenin sanığı ve müdafisini duruşmaya çağırması, savunma hakkının kullanılmasına imkân tanıması ve sorgu işlemini kanuna uygun biçimde gerçekleştirmesi gerekir.
Sorgusu yapılmadan hakkında hüküm kurulan bir sanığın dosyasında savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için sanığın sorgusu yapılmadan ceza verilip verilemeyeceğine ilişkin yazımızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, Yargıtay ceza dairesi kararlarına karşı Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilmesine ilişkin hükümler yeniden düzenlenmiştir.
Sanık aleyhine yapılacak itirazlarda kanunda belirlenen sürelerin dikkate alınması gerekirken sanık lehine yapılacak itirazlarda süre aranmayabilir.
İtiraz talebi, dosyanın niteliğine göre sanık, müdafi, katılan veya suçtan zarar gören kişiler tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletilebilir. Ancak başvurunun doğrudan olağan bir kanun yolu niteliğinde olmadığı ve Başsavcılığın takdirine bağlı bulunduğu unutulmamalıdır.
Ceza soruşturması ve kovuşturması sırasında elde edilen genetik inceleme sonuçlarının kaydedilmesi, saklanması ve imhasına ilişkin hükümler yeniden belirlenmiştir.
Genetik inceleme sonuçlarının kimlik bilgilerinden ayrıştırılarak özel bir sistemde saklanması ve yalnızca kanunda belirtilen amaçlarla kullanılması gerekir.
Genetik veriler, dosyanın sonucuna göre belirli sürelerin sonunda imha edilecektir. Özellikle şu durumlarda verilerin saklanmaya devam edip etmeyeceği ayrıca değerlendirilir:
İlgili kişi, verilerin saklanma amacının ortadan kalktığını veya haklı bir neden bulunduğunu ileri sürerek verilerin silinmesini talep edebilir.
Bilgisayar, telefon, bilgisayar programı ve dijital kayıtlar üzerinde arama, kopyalama ve el koyma tedbirlerinin uygulanma şartları yeniden düzenlenmiştir.
Bir suç soruşturmasında dijital materyaller üzerinde inceleme yapılabilmesi için somut delillere dayanan yeterli şüphe sebeplerinin bulunması ve delilin başka şekilde elde edilememesi gerekir.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararın kanunda belirtilen süre içerisinde hâkim onayına sunulması zorunludur.
El konulan cihazlarda gerekli kopyalar alındıktan ve şifre çözme işlemleri tamamlandıktan sonra cihazların gereksiz şekilde muhafaza altında tutulmaması gerekir.
Alınan dijital yedeklerden bir örneğinin şüpheliye veya müdafiine verilmesi, savunma hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi bakımından önemlidir.
12. Yargı Paketi ile miras yoluyla intikal eden taşınmazların ortaklığın giderilmesi yoluyla satışında mirasçıları koruyan yeni bir yöntem benimsenmiştir.
Taşınmazın bütün maliklerinin mülkiyet hakkını miras yoluyla edinmiş olması ve mirasçılar dışında üçüncü bir kişinin pay sahibi bulunmaması hâlinde ilk artırmanın yalnızca mirasçılar arasında yapılması öngörülmektedir.
Bu yöntemle aileden kalan bir taşınmazın doğrudan üçüncü kişilere satılmasından önce mirasçılara taşınmazı satın alma imkânı tanınmaktadır.
Mirasçılar arasında yapılan ilk artırmada satış gerçekleşmezse sonraki satış işlemleri genel hükümlere göre yürütülebilir.
Ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce taşınmazın tapu kayıtları, pay oranları, mirasçılık belgeleri ve taşınmaz üzerinde üçüncü kişilere ait bir hak bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Elektronik icra ihalesinde en yüksek teklifi verdiği hâlde ihale bedelini süresi içerisinde yatırmayan kişilere uygulanacak yaptırımlar ağırlaştırılmıştır.
İhale bedelini yatırmayan kişi bakımından şu sonuçlar gündeme gelebilir:
Bu düzenlemeyle elektronik artırmalarda gerçek bir satın alma iradesi bulunmadan yüksek teklif verilmesinin ve satış sürecinin gereksiz şekilde uzatılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
12. Yargı Paketi ile sözleşmede farklı bir faiz oranı belirlenmemiş olması hâlinde uygulanacak kanuni faiz oranının tespit yöntemi değiştirilmiştir.
Yeni sistemde kanuni faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının reeskont oranlarıyla bağlantılı olarak belirlenecektir. Böylece kanuni faizin ekonomik koşullara göre güncellenebilmesi amaçlanmaktadır.
Kanuni faiz oranındaki değişiklik özellikle şu uyuşmazlıklarda önem taşıyacaktır:
Ancak ticari işlerde uygulanabilecek temerrüt faizi ile genel kanuni faiz birbirinden farklı olabilir. Somut uyuşmazlıkta tarafların tacir olup olmadığı ve borcun ticari nitelik taşıyıp taşımadığı ayrıca incelenmelidir.
Çalışma gücünün azalması veya kaybedilmesinden doğan zararlar ile destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanması ve faizin başlangıç tarihi konusunda yeni hükümler getirilmiştir.
Zarar görenin veya ölen desteğin kazancının bilindiği dönem ile geleceğe ilişkin kazancın hesaplandığı dönem birbirinden ayrılarak faiz başlangıcının buna göre belirlenmesi öngörülmektedir.
Dava açılmadan veya tahkikat başlamadan önce tazminat amacıyla yapılan ödemelerin hangi yöntemle mahsup edileceği de ayrıca düzenlenmiştir.
Yeni hükümlerin hangi tarihli olaylara uygulanacağı belirlenirken zarar doğuran olayın tarihi ve kanunun geçiş hükümleri dikkate alınmalıdır.
12. Yargı Paketi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan belirsiz alacak davasına ilişkin düzenlemede önemli değişiklik yapılmıştır.
Yeni sistemde alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda davacıya, talep miktarını aynı dava içerisinde belirli şartlarla artırabilme imkânı tanınmaktadır.
Düzenlemenin özellikle aşağıdaki dava türleri bakımından önemli sonuçları bulunmaktadır:
Düzenleme yürürlüğe girmeden önce açılmış davalarda eski hükümlerin uygulanmasına devam edilip edilmeyeceği, kanunun geçiş hükümlerine göre belirlenmelidir.
Hukuk mahkemelerinde duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç aydan uzun olmaması yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bilirkişi incelemesinin devam etmesi, başka bir mahkemeden işlem yapılmasının beklenmesi veya dosyanın niteliğinden kaynaklanan zorunlu hâllerde daha uzun bir duruşma tarihi belirlenebilir.
Ancak böyle bir durumda mahkemenin daha uzun süre verilmesinin gerekçesini dosyada göstermesi gerekir.
Düzenlemeyle hukuk davalarının uzun süre işlemsiz kalmasının ve duruşmaların gereksiz biçimde ertelenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkim tarafından karara bağlanabilecek davaların kapsamı genişletilmiştir.
Konusu kanunda belirlenen parasal sınırı aşmayan bazı iptal ve tam yargı davaları tek hâkim tarafından çözümlenebilecektir.
Ayrıca uyuşmazlığın konusu ve niteliğine bağlı olarak öğrenci işlemleri, kamu görevlilerine ilişkin bazı işlemler, disiplin cezaları, sosyal yardım ve vergi uyuşmazlıklarının bir bölümü de tek hâkim tarafından karara bağlanabilir.
Tek hâkimle görülebilecek davalara ilişkin parasal sınırlar yeniden değerleme oranlarına bağlı olarak ilerleyen yıllarda değişebileceğinden dava tarihindeki güncel sınırların kontrol edilmesi gerekir.
Bölge idare mahkemelerinin istinaf incelemesi sırasında verebileceği kararların kapsamı yeniden düzenlenmiştir.
Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararının sonucunu hukuka uygun ancak gerekçesini eksik veya hatalı bulursa gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilir.
Kararda düzeltilebilir bir maddi hata bulunması hâlinde gerekli düzeltme yapılarak kararın hukuka uygun olduğuna hükmedilebilir.
İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın yeniden mahkemeye gönderilebileceği durumlar ise kanunda belirtilen hâllerle sınırlıdır.
Bölge idare mahkemesi kararına karşı temyiz yolunun açık olup olmadığı değerlendirilirken uyuşmazlığın türü, parasal değeri, ilk derece kararının niteliği ve kanunda yer alan istisnalar birlikte incelenmelidir.
12. Yargı Paketi’nin bütün hükümleri devam eden davalara otomatik olarak uygulanmaz.
Ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde sanık veya hükümlü lehine olan yeni hükümlerin geçmişe uygulanması mümkün olabilir. Ancak eski ve yeni kanunun bütün sonuçlarıyla karşılaştırılması ve hangi düzenlemenin kişi lehine olduğunun belirlenmesi gerekir.
Usul hukukuna ilişkin hükümler ise kural olarak yürürlüğe girdikleri tarihten sonra gerçekleştirilecek işlemlere uygulanır. Kanunda özel bir geçiş hükmü bulunması hâlinde öncelikle bu hüküm dikkate alınır.
Yeni düzenlemenin somut bir dosyada uygulanıp uygulanmayacağı belirlenirken şu hususlar birlikte incelenmelidir:
Evet. Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen düzenleme, 7589 sayılı Kanun olarak kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
12. Yargı Paketi’nin kanun numarası 7589’dur.
Kanunun büyük bölümü 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bazı maddeler için farklı yürürlük tarihleri belirlenmiştir.
Hayır. Düzenlemede genel af veya bütün hükümlüleri kapsayan toplu bir ceza indirimi bulunmamaktadır.
Bütün hükümlüler bakımından geçerli olacak genel bir denetimli serbestlik süresi uzatılmamıştır.
Kişinin dolandırıcılık suçuna katılımı yalnızca banka hesabını, ödeme aracını veya hesap bilgilerini kullandırmakla sınırlıysa cezasında yarı oranında indirim yapılması gündeme gelebilir. Suça daha aktif katılım hâlinde bu indirim uygulanmayabilir.
Yeni düzenlemenin hükümlü lehine olması hâlinde kesinleşmiş mahkûmiyet bakımından uyarlama yargılaması yapılması mümkün olabilir. Ancak kişinin suça iştirak biçimi ve dosyadaki deliller ayrı ayrı incelenmelidir.
Hayır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu kaldırılmamış; şartları ve karara karşı başvurulabilecek kanun yolu yeniden düzenlenmiştir.
Belirsiz alacak davasına ilişkin sistemde önemli değişiklik yapılmıştır. Düzenleme öncesinde açılmış davaların durumu, kanundaki geçiş hükümlerine göre değerlendirilmelidir.
Yeni düzenleme ile kanuni faiz oranının ekonomik göstergelere ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının reeskont oranlarına bağlı olarak belirlenmesi öngörülmüştür.
Şartların bulunması hâlinde ilk artırmanın yalnızca mirasçılar arasında yapılması ve taşınmazın aile içerisinde kalmasına öncelik verilmesi öngörülmektedir.
31 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 12. Yargı Paketi; ceza hukuku, icra hukuku, hukuk yargılaması, idari yargı, tazminat hukuku ve kanuni faiz uygulamasını etkileyen kapsamlı değişiklikler içermektedir.
Paket, genel af veya bütün hükümlüleri kapsayan bir infaz indirimi getirmemiştir. Buna karşılık özellikle banka hesabı ve IBAN kullandırma nedeniyle dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişiler açısından getirilen ceza indirimi, devam eden ve kesinleşmiş birçok dosya bakımından önem taşıyabilir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına ilişkin değişiklikler, belirsiz alacak davalarındaki yeni sistem, kanuni faiz oranının belirlenme yöntemi, miras kalan taşınmazların önce mirasçılar arasında satışa çıkarılması ve hukuk davalarında duruşma aralığının sınırlandırılması da uygulamada önemli sonuçlar doğuracaktır.
Yeni kanunun somut bir soruşturma, dava veya kesinleşmiş mahkûmiyet bakımından uygulanıp uygulanmayacağı; dosyanın tarihi, hukuki niteliği, yürürlük hükümleri ve geçici maddeler birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
Özellikle ceza dosyalarında lehe kanun ve uyarlama yargılaması yönünden bir ceza avukatı aracılığıyla ayrıntılı inceleme yapılması, olası hak kayıplarının önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her hukuki uyuşmazlık, kendi somut olay ve delilleri kapsamında değerlendirilmelidir.
